Zıhâr Ve Îlâ Yapmak Ne Demek ?

Efe

New member
Zıhâr ve Îlâ Yapmak Nedir?

Zıhâr ve îlâ, İslam hukukunda, evlilik ilişkileriyle ilgili özel terimlerdir. Bu iki terim, bazı şartlar altında bir erkeğin karısına karşı uyguladığı hukuki düzenlemeleri ifade eder. İslam fıkhında bu tür uygulamalar, eski Arap toplumundaki geleneklerin, İslam'ın getirdiği yeniliklerle nasıl şekillendiğini ve evlilik hukuku çerçevesinde nasıl düzenlemelere tabi tutulduğunu göstermektedir.

Zıhâr Nedir?

Zıhâr, İslam hukukunda, erkeğin karısına karşı kullandığı bir tabirdir. Bu terim, erkeğin karısına “sen bana annem gibisin” gibi bir ifade kullanarak, ona karşı cinsel ilişkiyi yasaklaması anlamına gelir. Arap toplumunda bu uygulama, eski bir gelenek olarak yaygınken, İslam dini bu uygulamayı kısıtlamış ve buna karşı bazı hükümler getirmiştir.

Zıhâr yapıldığında, erkek, karısına karşı evlilik ilişkisini sona erdirmez, ancak aralarındaki cinsel ilişkiyi geçici olarak yasaklar. Bu durumu ortadan kaldırmak için ise belirli şartlar vardır. İslam'da, zıhâr yapan erkeğe, bu yasağın ortadan kalkması için keffaret olarak bir takım görevler verilmiştir. Bu görevlerin başında, bir oruç tutmak, bir yoksulu doyurmak veya köle azat etmek gibi işlemler bulunmaktadır. Zıhâr yapıldığında, Allah tarafından belirlenen keffaretin yerine getirilmesi gerekir.

Zıhârın Dini ve Hukuki Açıklaması

Zıhâr, İslam’ın getirdiği düzenlemelerle şekillenen bir uygulamadır. Kuran-ı Kerim'de, zıhâr yapmanın günah olduğu ve keffaret ile telafi edilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Müslümanların bu konuda dikkatli olmaları gerektiği vurgulanmıştır. Zıhâr uygulamasını yapmanın, bir eşe karşı hoşgörüsüz ve sert bir tutum sergilemek anlamına gelmemesi gerektiği, İslam ahlakının temel ilkelerindendir. Bu, eşlerin arasındaki sevgi ve saygıyı korumanın önemine dikkat çeker.

Zıhârın Hukuki Durumu

Zıhâr, İslam hukukuna göre, kadın üzerinde evlilik hukukuna dayalı bazı hakların devre dışı bırakılmasına yol açar. Ancak bu durum, sadece cinsel ilişkiyi yasaklamakla sınırlıdır ve evlilik tamamen sona ermiş sayılmaz. Erkeğin, zıhâr keffaretini yerine getirmesi ile tekrar evlilik ilişkisi devam edebilir. Bu durum, özellikle dini ve hukuki bağlamda büyük önem taşır, çünkü evliliğin sona ermesinin farklı usullerle yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Zıhârın doğru şekilde yapılmaması veya keffaretin yerine getirilmemesi, kişinin dini sorumluluklarını yerine getirmemesi anlamına gelir ve bu da çeşitli dini sonuçlara yol açabilir.

Îlâ Nedir?

Îlâ, Arapça kökenli bir kelime olup, bir erkeğin, karısına karşı uzun süreli bir cinsel ilişkiyi kesme sözü vermesi durumunu ifade eder. İslam'da, erkeklerin karılarına karşı cinsel ilişkiyi uzun süreli olarak kesmelerinin belirli şartlarla düzenlendiği bir hukuki durumdur. Eğer erkek, karısına karşı böyle bir sözü verirse, karısının hakkı olan cinsel ilişkiyi engellemiş olur. Ancak îlâ, zıhârdan farklı olarak, cinsel ilişkinin engellenmesini değil, tamamen bir süreliğine yasaklanmasını öngörür.

Îlâ, evlilikteki eşlerin karşılıklı haklarını koruma açısından önemli bir düzenlemeyi ifade eder. İslam’a göre, îlâ yapan erkek, eğer belirli bir süre içerisinde bu yasağı kaldırmazsa, karısına hakkını vermek için gerekli tedbirleri almak zorundadır. Bu durumda, erkeğin karısına karşı haklarını yerine getirmemesi, İslam ahlakı ve hukukuna göre hoş karşılanmaz.

Îlâ Yapmanın Şartları ve Sonuçları

Îlâ yapmak, erkeğin karısına karşı belirli bir süre boyunca cinsel ilişkiyi yasaklaması anlamına gelir. Eğer erkek, îlâ yaparsa, bu durum 4 ayı geçmemelidir. 4 ay sonra, erkek ya bu yasağı ortadan kaldırmalı ya da karısına boşanma hakkı vermelidir. Bu, İslam hukukunda kadının hakkını koruma adına konulmuş bir düzenlemedir. Eğer erkek îlâ durumunu 4 ay boyunca sürdürürse, kadın boşanma hakkına sahip olur.

Îlâ, tıpkı zıhârda olduğu gibi, belirli bir süre sonunda sona erdirilmesi gereken geçici bir uygulamadır. Eğer erkek îlâ süresi dolmadan bu yasağı kaldırmazsa, kadın boşanma talebinde bulunabilir. Bu süreç, kadınların mağdur olmaması adına belirli bir zaman diliminde düzenlenmiştir.

Zıhâr ve Îlâ Arasındaki Farklar

Zıhâr ve îlâ, her ikisi de İslam hukukunda evlilik ilişkisinde karşılaşılan hukuki durumlar olsa da, aralarında önemli farklar bulunmaktadır. Zıhâr, erkeğin karısına “sen bana annem gibisin” şeklinde bir ifade kullanarak cinsel ilişkiyi yasaklaması anlamına gelirken, îlâ, erkeğin karısına belirli bir süre boyunca cinsel ilişkiyi kesmesi anlamına gelir.

Bir diğer fark, zıhârın keffaret gerektirmesi, îlâ’nın ise 4 ay sonra sona ermesidir. Zıhâr, dini açıdan daha ciddi bir suç olarak kabul edilirken, îlâ genellikle evliliği sürdürebilmek adına geçici bir önlem olarak değerlendirilir.

Zıhâr ve Îlâ Yapmanın Ahlaki Boyutu

Zıhâr ve îlâ, İslam toplumlarında, eşler arasındaki haklar ve ilişkilerin düzgün bir şekilde işlemesi için düzenlenmiş hukuki uygulamalardır. Ancak bu uygulamalar, sadece hukuki değil, ahlaki boyutlarıyla da önemlidir. Zıhâr ve îlâ gibi durumların ortaya çıkmasından önce, eşler arasındaki iletişimin güçlendirilmesi, karşılıklı saygı ve hoşgörünün sağlanması, evlilikteki sorunların daha sağlıklı bir şekilde çözümlenmesine olanak tanıyacaktır.

İslam hukukunun getirdiği bu düzenlemeler, evliliklerin sağlıklı bir şekilde devam etmesine yardımcı olurken, eşlerin haklarını koruma ve onların eşitliğini sağlama amacını gütmektedir. Zıhâr ve îlâ uygulamaları, dini ve hukuki birer düzenleme olarak, toplumun evlilik anlayışını şekillendiren önemli unsurlardır.

Sonuç

Zıhâr ve îlâ, İslam hukuku açısından önemli iki terimdir ve her ikisi de evlilik ilişkisini etkileyen, ancak geçici bir süre için uygulanan düzenlemelerdir. Bu uygulamaların amacı, eşlerin haklarını korumak ve aralarındaki ilişkilerin sağlıklı bir şekilde yürütülmesini temin etmektir. Zıhâr ve îlâ arasındaki farklar, her birinin hukuki ve ahlaki boyutlarını anlamamıza yardımcı olur. İslam'da evlilik, yalnızca bir sözleşme değil, aynı zamanda karşılıklı hakların ve sorumlulukların yerini bulduğu bir bağdır.