Dünyanın en güçlü füzesi hangisidir ?

Dost

New member
ICRC, toplumsal cinsiyetin yaş, sınıf, engellilik, etnik kimlik, din ve cinsel yönelim gibi diğer kimlik faktörleriyle kesiştiğini özellikle vurguluyor.

Bu yaklaşım “kesişimsellik” olarak düşünülebilir. Örneğin düşük gelirli, yaşlı ve azınlık grubuna mensup bir kişinin savaş sırasında karşılaştığı riskler, ekonomik olarak güçlü ve kamu hizmetlerine kolay erişebilen başka bir kişinin riskleriyle aynı olmayabilir.

Dolayısıyla yalnızca “kaç füze var?” veya “füzenin menzili kaç kilometre?” soruları, güvenliğin toplumsal boyutunu açıklamak için yeterli değildir.

Sınıf Meselesi: Füzenin Bedelini Kim Ödüyor?

Bence tartışmanın en önemli sorularından biri burada ortaya çıkıyor: Bir ülke dünyanın en güçlü füzesine sahip olduğunda bu güçten toplumun hangi kesimleri gerçekten faydalanıyor?

Stratejik silahlar devletler açısından caydırıcılık aracı olarak görülebilir. Fakat bu sistemlerin geliştirilmesi, üretimi, bakımı ve modernizasyonu ciddi ekonomik kaynak gerektirir.

SIPRI'nin 2026'da yayımladığı verilere göre Rusya'nın askerî harcamalarının GSYH içindeki payı 2025'te yüzde 7,5'e, devlet harcamaları içindeki payı ise yüzde 20'ye ulaştı. Aynı kaynak, Rusya'da askerî harcamaların artışıyla birlikte sivil sosyal politika harcamalarının zaman içinde gerilediğine dikkat çekiyor.

Bu, “füze yapmak doğrudan eğitim bütçesini azaltır” şeklinde her ülkeye uygulanabilecek basit bir sonuç anlamına gelmez. Bütçeler karmaşıktır ve farklı ekonomik koşullarda sonuçlar değişir. Ancak askerî harcamaların fırsat maliyeti olduğu gerçeğini tartışmak için önemli bir örnektir.

Toplumdaki yüksek gelirli kesimler büyük savunma projelerinin ekonomik getirilerinden faydalanabilirken, düşük gelirli kesimler kamu hizmetlerindeki değişimleri daha doğrudan hissedebilir. Savunma sanayisinin istihdam ve teknoloji geliştirme açısından ekonomik katkıları da olabileceği için mesele tek yönlü değildir.

Tam da bu yüzden tartışmayı “silaha para harcamak kötüdür” gibi basit bir yargıya indirgemek yerine, hangi güvenlik anlayışının hangi toplumsal maliyetlerle birlikte geldiğini sorgulamak daha anlamlıdır.

En Güçlü Füze Gerçekten En Güçlü Güvenlik Aracı mı?

Burada kavramları birbirinden ayırmak gerekiyor.

Bir füzenin teknik olarak çok güçlü olması, onun her durumda en etkili güvenlik aracı olduğu anlamına gelmez. Stratejik nükleer silahların temel mantıklarından biri zaten kullanımından çok caydırıcılıktır. Yani silahın varlığı, rakibin saldırıya kalkışmasını engellemeyi amaçlar.

Fakat caydırıcılığın yanında yanlış hesaplama, teknik hata, yanlış alarm ve krizlerin kontrolden çıkması gibi riskler de bulunur. Nükleer silahların varlığı bu nedenle yalnızca mühendislik meselesi değil, aynı zamanda diplomasi ve uluslararası güvenlik meselesidir.

SIPRI'nin 2026 değerlendirmesine göre ABD ve Rusya birlikte dünyadaki stoklanmış nükleer savaş başlıklarının yaklaşık yüzde 83'üne sahip. Aynı rapor, iki ülkenin nükleer cephaneliklerini modernize etmeyi sürdürdüğünü belirtiyor.

Bu tablo bize “en güçlü füze” sorusunun aslında neden uluslararası siyasetle iç içe olduğunu gösteriyor.

Kadınların Sesi, Erkeklerin Sorumluluğu ve Ortak Çözüm

Kadınların savaş deneyimlerini dinlemek, onları yalnızca mağdur olarak görmek anlamına gelmemeli. Aynı şekilde erkeklerin deneyimlerini konuşmak da erkekleri otomatik olarak saldırgan veya militarist kabul etmek anlamına gelmemeli.

Daha sağlıklı yaklaşım, farklı insanların farklı toplumsal konumlarını dikkate almak.

Örneğin Ukrayna'daki savaş üzerine UN Women ve CARE tarafından yapılan hızlı toplumsal cinsiyet analizinde erkeklerin askere alınmasının kadınların hane ve toplum içindeki sorumluluklarını artırdığı, kadınların bazı alanlarda liderlik üstlenirken resmî karar mekanizmalarından dışlanabildiği belirtilmişti.

Bu örnek bize önemli bir şeyi hatırlatıyor: Bir toplumdaki geleneksel cinsiyet rolleri savaş sırasında ortadan kaybolmak yerine biçim değiştirebilir.

Kadınlar çocukların ve ailelerin bakımını daha fazla üstlenebilir. Erkekler savaşmaya veya askerî hizmete yönlendirilebilir. Fakat bunların hiçbiri evrensel değildir. Kadınlar da savaşabilir; erkekler de bakım emeği üstlenebilir; farklı cinsel yönelimlere ve toplumsal cinsiyet kimliklerine sahip insanlar da çatışmadan kendilerine özgü biçimlerde etkilenebilir.

Çözümün bir parçası da bu çeşitliliği karar alma süreçlerine dahil etmektir. UN Women'ın çalışmaları, kadınların barış süreçlerine anlamlı katılımının önemini vurguluyor.

Benim Kişisel Deneyimim Değil, Araştırmalara Dayalı Bir Okuma

Bu konuda kişisel savaş deneyimim veya askerî hizmet tecrübem yok. Dolayısıyla “ben yaşadım, gördüm” şeklinde bir otorite iddiasında bulunmam doğru olmaz. Buradaki değerlendirmeler; SIPRI, UN Women, ICRC ve CSIS Missile Threat gibi kurumsal ve araştırma temelli kaynakların verilerinin toplumsal açıdan yorumlanmasına dayanıyor.

Özellikle füzenin teknik özellikleri konusunda CSIS Missile Threat veritabanını, askerî harcamalar konusunda SIPRI'yi, savaşın toplumsal cinsiyet boyutunda ise ICRC ve UN Women çalışmalarını temel alıyorum. Bu ayrım önemli; çünkü teknik bir bilgi ile toplumsal yorum aynı şey değildir.

Sonuç: “En Güçlü” Sorusu Bize Aslında Neyi Soruyor?

Bugün teknik kapasitesi açısından dünyanın en güçlü füzelerinden biri olarak RS-28 Sarmat gösterilebilir. Ancak “en güçlü” ifadesinin mutlak bir anlamı yoktur; menzil, taşıma kapasitesi, savaş başlığı tipi, doğruluk, hareket kabiliyeti ve operasyonel durum gibi farklı ölçütler farklı sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Benim için daha ilginç soru ise bundan sonra başlıyor:

Bir ülkenin sahip olabileceği en güçlü füze hangisidir? sorusunun yanında Bir toplumun sahip olabileceği en güçlü güvenlik sistemi nedir? diye de sormalıyız.

Bu güvenlik sistemi yalnızca füze silolarından oluşmaz. Sağlık hizmetleri, eğitim, diplomasi, ekonomik dayanıklılık, güvenilir kurumlar, afet hazırlığı, kadınların ve erkeklerin karar alma süreçlerine katılımı ve sivillerin korunması da güvenliğin parçalarıdır.

Sonuçta bir füzenin gücü kilometrelerle ve tonlarla ölçülebilir. Fakat bir toplumun gücünü ölçmek istiyorsak başka sorulara ihtiyacımız var:

Bir savaş çıktığında yoksul ve zengin insanlar aynı şekilde mi korunuyor?

Kadınların ve erkeklerin karar alma süreçlerindeki temsili gerçekten dengeli mi?

Askerî harcamaların toplumsal maliyeti nasıl hesaplanıyor?

Etnik veya ekonomik olarak dezavantajlı gruplar krizlerden neden farklı etkilenebiliyor?

Erkeklerden savaşmaları, kadınlardan ise aileyi ayakta tutmaları beklendiğinde bu roller gerçekten özgür seçimler mi?

Ve belki de en önemlisi: Bir devletin sahip olduğu silahların gücünü artırmakla, vatandaşlarının kendilerini güvende hissetmesini sağlamak aynı şey mi?

Bence “dünyanın en güçlü füzesi” sorusunu ilginç yapan asıl nokta tam olarak burada. Füzenin teknik kapasitesini öğrenmek bize savaş teknolojisinin ne kadar ileri gittiğini gösterir. Onun toplumsal sonuçlarını incelemek ise bu teknolojinin kimin hayatını nasıl değiştirdiğini anlamamızı sağlar.

Kaynakları açıkça listelememi sağlaTekrarlanan sonuçları sıkılaştır

Kaynakları açıkça listelememi sağla

Tekrarlanan sonuçları sıkılaştır

Forum çağrısını daha etkileşimli yap