Kendinden ödünç vermek ne demek ?

Efe

New member
Kendinden Ödünç Vermek: Kendini Kaybetmeden Yardım Etmek

"Bir dakika, dur! Kendinden ödünç vermek ne demek?!" diyen birini duyuyorum. Hani bazen çok anlamadığımız, ama kulağa pek de hoş gelen bazı cümleler vardır ya... İşte bu da onlardan biri. Kendinden ödünç vermek, sanki süper kahraman olmanın yoluymuş gibi bir şey. Ama süper kahraman olmak, sürekli herkese yardım etmek ve hiç dinlenmemek demek değil, değil mi? (Lütfen bana, “Evet, öyle” demeyin. Biraz gerçekçi olalım!)

Böyle düşündüm ve dedim ki, bu konuyu derinlemesine incelemeliyim. Kendinden ödünç vermek, sadece fedakârlık ya da "herkes için bir şeyler yapma" değil, aslında dengeyi bulmakla ilgili bir şey. Tıpkı, kahvenin içine azıcık süt koymanın, o ilk yudumu alırken insanın içinde bir huzur yaratması gibi… Ne çok süt, ne de süt yok. Peki, bu kavram ne anlama geliyor? Gelin hep birlikte bakalım!

Kendinden Ödünç Vermek: Biraz Fazla Olmasın, Ama İhtiyaç Duyulana Yardım Etmek

Kendinden ödünç vermek, temelde kişisel sınırlarını çok aşmadan, başkalarına yardım etmek demektir. Birçok insan, yardıma ihtiyaç duyan birine yardım etmek için kendini zorlar, bazen çok fazla verir. Ama işin sırrı, doğru dengeyi bulmaktan geçer. Kendinizin bir parçasını başkasına verirken, geri dönüp de kendinizi kaybetmemek lazım. Eğer bu doğru şekilde yapılmazsa, hem siz hem de yardım ettiğiniz kişi kendinizi kötü hissedebilirsiniz.

Mesela, bir arkadaşınız çok zor bir dönemden geçiyor ve siz ona sürekli destek olmaya başlıyorsunuz. Ancak, bir noktada bu sizin de enerjinizi tüketebilir. Çünkü siz hep verirken, kendi ihtiyaçlarınızı göz ardı ediyorsunuz. Kendinden ödünç vermek, başkasına yardım etmek için kendinizin bir kısmını sunmaktır ama bu, kendinizi tükenmiş hissettirecek kadar olmamalıdır. Öyle değil mi?

Erkeklerin Çözüm Odaklı Bakışı: Yardım Etmek Bir Çözüm Müdür?

Erkeklerin çoğu, çözüm odaklı yaklaşmayı severler. Kendinden ödünç verme meselesi de erkekler için çoğu zaman çözülmesi gereken bir problem gibi algılanabilir. Yardım ettikleri kişiye, ne yapması gerektiğini anlatmak, onlara önerilerde bulunmak ve “Sadece şunu yap, bak her şey düzelecek” demek gibi. Çünkü onlar, çözüm bulmak ve her sorunu halletmek konusunda doğal olarak daha stratejik bir yaklaşım sergilerler.

Bir erkek için, "Kendinden ödünç vermek" demek, “Beni biraz kullan ve senin için elimden geleni yaparım” demek olabilir. Ama bu bazen ters tepebilir, çünkü erkekler, çoğu zaman duygusal derinliği hissetmek yerine pratik çözüme odaklanırlar. “Bunu bir şekilde çözerim” yaklaşımı, her durumda en uygun çözüm olmayabilir.

Örneğin, Faruk ve Ahmet arasında geçen bir konuşmayı ele alalım. Faruk, iş yerinde sorunlarla boğuşuyor ve bir süre sonra Ahmet ona yardımcı olmak istiyor. Ahmet, hemen çözüm önerileri sunuyor: “Bunu şöyle yap, şunu şuraya koy, biraz daha hızlı ol.” Ama Faruk, çok da çözüm aramıyor. Aslında sadece birinin onu anlamasını istiyor. Burada Ahmet, çözüm odaklı yaklaşımıyla doğruyu yapmaya çalışırken, Faruk'un ihtiyacı olan şeyin empati olduğunu göz ardı etmiş oluyor.

Kadınların Empatik Yaklaşımı: Yardım Etmek Bir İhtiyaç Değil, Bir Bağ Kurma Aracı

Kadınlar ise genellikle daha empatik ve ilişki odaklı bir bakış açısıyla kendinden ödünç verme durumuna yaklaşırlar. Yardım etme, sadece başkalarına bir şeyler vermek değil, aynı zamanda başkalarıyla derin bir bağ kurmanın bir yolu olarak görülür. Kadınlar, başkalarına yardım ederken duygusal bağlarını güçlendirirler ve çoğu zaman bu bağ sayesinde daha anlamlı ilişkiler kurarlar.

Diyelim ki, Zeynep’in arkadaşlarından biri zor bir dönemde ve Zeynep ona destek olmak istiyor. Zeynep, arkadaşının yanında olarak sadece fiziksel yardım sağlamakla kalmaz, ona duygusal destek de sunar. Bu durum, Zeynep için bir görev değil, aslında bir bağlantı kurma fırsatıdır. Yardım ettikçe, hem kendi içsel huzurunu hem de arkadaşının rahatlamasını sağlar.

Bu yaklaşımda, yardım etmek, sadece çözüm bulmak değil, kişinin duygusal dünyasını anlamak ve ona değerli olduğunu hissettirmektir. Zeynep, sadece başkalarına yardım etmekle kalmaz, bu yardımı ilişkisini güçlendirmek için bir araç olarak kullanır. İşte bu dengeyi bulmak, kendinden ödünç verme konusundaki en önemli unsur olur.

Gerçek Hayattan Bir Örnek: Kendinden Ödünç Vermek, Ne Zaman Gereklidir?

Gerçek hayattan bir örnek verecek olursak, mesela bir aile üyemiz ya da yakın arkadaşımız gerçekten zor bir dönemden geçiyordur. Bu durumda onlara yardımcı olabilmek için kendimizden bir şeyler vermek gerekebilir. Ancak burada kritik olan nokta, bu yardımın hem bizim hem de yardım ettiğimiz kişi için dengeli bir şekilde yapılmasıdır.

Bir arkadaşım, annesinin hastalığı sırasında çok zor bir süreçten geçmişti. Onun yanında olmak, duygusal ve maddi anlamda yardımcı olmak gerekmişti. Ancak, her yardımdan sonra, kendimi tükenmiş hissettiğimi fark ettim. Çünkü kendi duygusal ihtiyaçlarımı göz ardı etmişim. Kendinden ödünç vermek, bazen ihtiyaç duyduğumuz duygusal desteği de almakla ilgilidir. Yardım etmek değerli olsa da, bazen bir adım geri atıp, kendi sınırlarımızı çizmemiz gerekir.

Sonuç: Dengeyi Bulmak, Kendini Kaybetmemek

Kendinden ödünç vermek, yardım etmenin güzel bir yolu olabilir, ancak bunun bir bedeli de vardır. Yardım etmenin sınırlarını bilmek, kendi ihtiyaçlarımızı göz ardı etmeden başkalarına destek olmanın yolu, bu süreci dengeli bir şekilde yönetmektir. Çözüm odaklı ve empatik yaklaşımların dengelenmesi, bu süreçte oldukça önemlidir. Kendinizin bir parçasını verirken, bu yardımların karşılıklı bir denge oluşturmasını sağlamak gerekir.

Sizce, başkalarına yardım ederken nasıl bir denge kuruyorsunuz? Kendinizin bir parçasını başkalarına verdiğinizde, bu size nasıl hissediyor?