Övün çalış güven ne demek ?

Hypophrenia

Global Mod
Global Mod
Övün, Çalış, Güven: Üçlü Formül ya da Sadece Bir Şehir Efsanesi mi?

Hadi itiraf edelim: Hepimizin hayatında bir dönem, başarmak istediğimiz bir hedef ya da o muazzam projeyi bitirmek için rehber aradık. Eğer ‘Övün, Çalış, Güven’ üçlüsünü hiç duymadıysanız, şu an pek çok şey kaçırıyorsunuz demektir! Ama bu, gerçekten hayatımızda uyguladığımız mükemmel bir formül mü? Yoksa sadece Instagram hikayesinde 300.000 kez gördüğümüz bir slogan mı? Hadi gelin, bu üç kelimenin ardında yatan anlamı mizahi bir şekilde keşfederken, erkeklerin çözüm odaklı, kadınların ise empatik yaklaşım biçimlerini de inceleyelim. Emin olun, 'çalış' kısmında biraz ironi olacak!

Övün: "Bunu Ben Yaptım!"

Evet, ilk adımda övünmeyi unutmayın! “Övünmek ne kadar güzel bir şey” demek isterdim ama birazcık dürüst olalım: Bu, çokça tavsiye edilen, ama genellikle garip bir şekilde uygulanabilen bir şey. Çünkü herkes övmek istemez! Bu arada, şunu da unutmamak gerek: “Övünmek” derken, sabah kahvesini alırken “Vallahi ben bu işin en iyisiyim!” demek anlamına gelmez.

Ancak erkekler için övünmek genellikle daha stratejik bir hamle olarak karşımıza çıkar. Örneğin, Ahmet iş yerinde büyük bir projeyi teslim etti ve hemen şunu söyledi: “Projeyi tam zamanında teslim ettim, her şey mükemmel oldu ve bütçeyi %15 azalttım!” Bu tür bir övünme, sadece başarıyı paylaşmak değil, aynı zamanda bir tür stratejik “bakın, ben neler yapıyorum” mesajı verir. Erkekler, övünme konusunda genellikle sonuçları ön plana çıkarır.

Kadınlar ise övünürken başkalarını da içine katar. Mesela, Ayşe büyük bir sunum yaptı, ama hemen ardından ekledi: “Ekip arkadaşlarım gerçekten müthişti, herkes harika iş çıkardı!” Kadınlar, övünme konusunda daha çok ilişki kurma eğilimindedirler. Yani, “Bunu ben yaptım” yerine “Biz yaptık” demek, başarıyı paylaşılan bir deneyim olarak sunar. Her ikisi de doğru, fakat farklı bir bakış açısına sahip.

Çalış: Hem Evet Hem Hayır!

Ah, “çalışmak”! O kadar çok çalışıyoruz ki bazen gerçekten ne için çalıştığımızı unutabiliyoruz. Hedeflerimizin peşinden sürüklenirken, "Evet, bunu başardım!" dediğimiz an, aslında sadece “başka bir uzun yolun” sonunda olmamıza sebep olur. Çalışmak, birçok kişi için katı bir kural gibi görünse de, bu süreç farklı kişilere farklı yollar açar.

Erkekler genellikle çözüm odaklı çalışmayı sever. Mesela, Ali'nin işyerindeki hedefi bir projeyi kısa sürede tamamlamak. Kendisinin stratejik bir şekilde organize olmasından gurur duyar ve başarısına her adımda ekstra motive olur. Çalışmak, bir erkek için çoğu zaman “amaç”tır. Bu amaca ulaşırken, ‘yolda kaybolmak’ pek tercih edilmez. Onlar için “verimli olmak” işin püf noktasıdır.

Kadınlar ise çalışırken daha fazla empati kurar. Mesela, Zeynep aynı projeyi yaparken, zaman zaman arkadaşlarıyla uzun kahveler içip, stres atmaya çalışır. Çalışmak, Zeynep için bazen bir topluluk haline gelir. Çalışmak, onun için sadece hedefe ulaşmak değil, aynı zamanda takım ruhu ve ilişkiler inşa etmek anlamına gelir. Yani, Zeynep iş yerinde “çalışmak” dediğinde, bir adım daha öne çıkar: Herkesi de bu sürece dâhil etmek!

Tabii, her birey farklı, değil mi? Her iki cinsiyet de “çalışmak” konusunda bir takım stratejiler geliştirebilir. Ama sonunda, çalışmanın amacı, hem bireysel hem de toplumsal anlamda değer yaratmak değil midir?

Güven: Gerçekten “Kendine Güvenmek” Mı?

Herkesin aradığı sihirli kelime: Güven. Bazen, o güveni kendimizden, bazen başkalarından alırız. Erkekler, güvenlerini genellikle başarıları ve stratejileriyle pekiştirirler. "Ben bunu yapabilirim çünkü geçmişte de bunu yaptım" düşüncesiyle hareket ederler. Güven, onlar için genellikle somut deneyimlerle şekillenir. Bu da, iş dünyasında veya kişisel hayatlarında onları daha cesur kılar.

Kadınların güveni ise biraz daha ilişkisel bir yapıya sahiptir. Güven, onlar için bazen bir duygusal zeka meselesidir. “Birine güvenmek” ve “kendine güvenmek” arasındaki dengeyi bulmak, kadınlar için çok daha karmaşık olabilir. Zeynep, çalışırken ekip arkadaşlarının güvenini kazanmak için çaba harcar. Güven, onun için ilişkilerin derinliğiyle bağlantılıdır. Yani, güven bir kadının bazen “içsel bir his” olarak hissettiği bir şeydir.

Ama şunu da unutmamak gerek: Güvenmek, hem erkekler hem kadınlar için hayatı kolaylaştıran bir beceridir. Güven kazanmak, onu doğru zamanda ve doğru kişiye göstermek, hayatta başarılı olmanın anahtarıdır. Fakat fazla güven de bir yerden sonra yanlış anlaşılmalara yol açabilir.

Övün, Çalış, Güven: Gerçekten Çalışıyor Mu?

Sonuçta, “Övün, Çalış, Güven” formülü, bazılarına gerçekten mantıklı gelebilir. Ama bu üçlü, bazen karmaşık bir denklem gibidir. Yani, her zaman övünmeye ve çalışmaya odaklanırken, güvendiğimiz insanlar da bu formüle nasıl dahil olacak? Aslında, “Övün, Çalış, Güven” hayatımıza yön verirken, biraz mizah ve anlayışla yola çıkarsak, sonuçlar daha eğlenceli olabilir.

Peki, sizce bu üçlü formül her durumda geçerli mi? Yoksa bazen hayatın diğer dinamikleri ve ilişkileri buna dahildir? Övünme, çalışmanın neresinde yer almalı?